Bugün ortak gördüğümüz derslerin birinde -sınıf çok sıcak yeni yemek yemişim haliyle yine- uyuyorum, arka sırada birisi soru sordu.Hafiften gözlerimi aralayıp baktım kim diye: 2005 Türkiye ÖSS 'şampiyonu' Serkan Sakar.Yine yalnız oturuyor.O an uykum yerini hüzüne bıraktı.
Daha önce de görmüştüm onu.Önümdeydi Demir Demirkan konserinde.Demir en iddialı şarkılarını grubunun da yardımıyla en coşturucu biçimde söyleyip herkesi hoplatıp zıplatırken o yine yalnız başına oturmuş birasını yudumluyordu.
Sonuçların açıklandığı sene her kanalda en az 5 defa boy göstermişti.Öne çıkmasının tek nedeni 'finalle kazanmış' olması değildi.Farklıydı da o.Demeçlerinden bizden biri olduğu anlaşılıyordu.Yani sosyal bir insandı az da olsa.Hırsı boyunu aşmış gözü dönmüş bir anne ya da kırbacını öğrencilerinin tepesinde şaklatan hunhar ama idealist(!) bir hoca kurbanı değildi.Dünyayı çoktan seçmeli bir sorunun seçeneklerinden biri olarak görmüyordu.Bu durumu bu kadar içselleştirip ona bu kadar üzülmemi sağlayan şey de bu olsa gerek.
Bu yazı Serkan Sakar ve onun başarısıyla ilgili bir yazı değil.Tanımıyorum da kendisini zaten.Beni ilgilendiren konu tercih edilmeyen yalnızlık.
Yalnızlık güzel şey.İnsanın kendi içine dönebilmesi, yaralarını sarabilmesi, hatalarını görebilmesi, EQ'sunu geliştirebilmesi için harika bir etkinlik.Bu sıkıcı faydalarını geçtim çok de eğlenceli oluyor kimi zaman.Benim için nerdeyse çakırkeyiflikle eşdeğer.Zaten bence Özdemir Asaf da o meşhur iki dizesini bu hazzı temel alarak yazmıştır.
Peki ya yalnızlığın diğer boyutu.Ya yalnız olmayı istemiyorsanız.Ya yalnızlığa itilmişseniz.Ya nedeni ne olursa olsun yalnızlığa mahkum edilmişseniz.Bu kadar keyif alınabilir mi o zaman?Aksine depresyon nedenidir.Bu seferki kendi içine dönmek değil kendi içine kapanmaktır.İçinizde bir ur oluşur ve onu büyütürsünüz de büyütürsünüz.Kimi zaman sizi yalnızlıktan kurtaracak eli yakan bir ateş topu olur çıkar ağzınızdan.Ve biraz daha gömülürsünüz kendinize.Kurtulmak için çırpınmazsınız.Biraz daha boğulabilmek için bırakırsınız kendinizi.Kendinizi kendinize acındırırsınız.
Eğer tercih edilmeyen yalnızlığınızın nedeni sizseniz o zaman kolay.Yumuşak bir yastık, sütlü bir çikolata, sıcak bir kahve bulutların dağılmasına yeter.Fırtına dindi mi zaten öncesi düşünülmez.
Peki ya gerçekten mahkumsanız yalnızlığa.
İşte en büyük kabusum o.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
5 comments:
Ne kadar ince bir insansın sen yahu :))
Çok saolun köşenin delisi:)
Bebişe selamlar...
Bebiş de selam eder iki tekme bi yumrukla :D
Ya canım kıvırım,
Hiç mümkün mü senin için "tercih edilmeyen yalnızlık"? Kıymetli kıvırım benim. Hiç yalnız bırakır mıyım ben seni?
Öperim
marruu
Tekme ve yumruklara canlı siper olduğunuz için çok teşekkür ederim köşenin delisi:D
Canım hocam benim biliyorum hep yanımdasınız ama fobi işte ne yaparsınız.
Öpüyorum sizi
maruuuu
Post a Comment